Gönül ne çay ister ne çayhane, Gönül bir dost ister çay bahane..
• 28/10/2009 - SERDAR TURGUT TERÖRİSTİNE-Serdar Turgut'a terörist olma rehb
İSTANBUL - Serdar Turgut pişmanmış 'Terörist' olmadığına. Valla pişmansa, 'zararın neresinden dönsen kar'dır derdim kendisine ama o zaten bir tür terörist. Tırnaksız: Terörist. Ne yapsın, bir türlü saygınlık sağlayamayınca işi pişkinliğe vurmuş. İsmini ortalıkta dolaştırarak paraya tedavül etmeye çalışıyor. O zaten gazetelerin 'promosyon' eşyası gibidir. Ha tabağa çanağa kızmışsınız ha Serdar Turgut'a.
Şu duyduğu pişmanlığa gelince...
'Terörist' olması zor be Turgut. Sana bir terörist olma rehberi de ben önereyim:
Önce çocukluğun, kurşun ve bomba sesleri arasında geçecek. Uykundan ikide bir evi basan görevliler tarafından uyandırılacaksın. Babana küfredilecek. Annene hakaret edilecek. Kardeşin itilip kakılacak. Ablan taciz edilecek. Sen tokadı yiyeceksin, mesela ağladığın için. Baban bir gün eve gelmeyecek. Ya da eve gelen beyaz renolu adamlarla askerler alıp götürecek. Sonra cesedini bile bulamayacaksın. Sonra babanı aramaya kalktığında, aynı şiddet sana yönelecek. İkide bir gözaltına alınıp sorgulanacaksın. Bölge'deki her çatışma sonrası misilleme olarak, köyün gençleri kurşuna dizilecek. Ya da götürülüp bir daha görünmeyecek. Sonra büyüyeceksin, belki evleneceksin. Şikayet ettiğin karından seni kurtaracaklar mesela. Ya da onu senden.
Bir gün gelip topladıkları gençler arasında sen de olacaksın. Önce gözaltında sorgulanacaksın. Ben diyeyim 40 gün sen de 90 gün. Herkesin gözü önünde çırılçıplak soyulacaksın ama senin ellerin, gözlerin bağlı olacak. O çok öğündüğün erkekliğinle dalga geçilecek. Erkekliğine ve parmaklarına elektrik verilecek. Belkii hayat boyu fantezilerinde bile kimseyi dağa kaldıramayacaksın. Filistin askısına asılacaksın. Kolların ve boynun ömür boyu arızalı kalacak. Tabii başına kan gitmeyecek, düşünemeyeceksin bile. Ama o sorun olmaz. Zaten senin sorunun başka yerinle.
Arada bir su verilecek, arada bir de kuru bir ekmek. Suçlamaları kabul edersen önünde iki seçenek olacak. Ya itirafçı olup, babanı öldürenlerle birlikte olacaksın. Ya cezaevini boylayacaksın. Senin için mümkün değil ama diyelim itirafçı olmayı reddettin, gideceğin yerde daha beterlerini yaşayacaksın. Alt katlarında tuvaletleri tıkayıp lağıma dönüştürdükleri bir cezaevinde hücreye tıkılacaksın. Her gün tekmil verip ant içeceksin. Bak bu kısmı hoşuna bile gider: Doya doya, günde üç posta 'Ne Mutlu Türküm Diyene' diye bağırır, ağzına tıkılmış bokla İstiklal Marşı söylersin.
Sonraaa, gece yarısı koğuşun basılıp kalaslarla sıra dayağına çekileceksin. İtiraz edemezsin ya, hani edecek gibi olursan vay haline. Bunla da bitmeyecek. Grup grup çıkartıp, her tür işkence yöntemi üzerinizde denenecek. Artık bu arada makatına cop mu sokulur, yangın söndürme aletinden gaz mı şansına kalmış. Annen mesela o bahsettiğin çöreklerden getirecek ama sen yiyemeyeceksin. Çörek bir yana su bile bulamayacaksın. Tam bitlerini kırarken düşünmeye başlayacaksın, suçum ne, demeye.
İşte o zaman terörist olmaya hazırsın demektir. Eğer buralardan sağ çıkmayı becerirsen valla senden bile 'terörist' olur, eminim!
* İnci HEKİMOĞLU /Günlük Gazetesi |
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 23/7/2009 - Sorunlar muhatapları ile çözülür

KCK Yürütmek Konseyi Başkanlığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt sorununa ilişkin açıklamasının özgür tartışmayı engellemeye yönelik olduğunu belirterek, “Demokrasinin gereği sorunlar muhataplarıyla tartışılarak çözülür” dedi.
Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanlığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çarşamba günü Suriye ziyareti öncesi yaptığı açıklamaları değerlendirdi.
KCK şunları belirtti: “Önder Apo, Kürt sorunun çözümüne dönük yol haritasını açıklayacağını söyledikten sonra kamuoyunda hem meraklı bir bekleyiş, hem de yoğun bir tartışma başlamıştır. Hemen hemen Kürt sorunun çözümüne ilişkin birçok çevre görüş ve önerilerini sunmaktadır. Sorunun çözümü için daha fazla geliştirilmesi gereken bu tartışmaları doğru değerlendirmek ve süreci iyi yönetmek gerektiği çok açıktır” dedi.
Kamuoyunda tartışmaların geliştirildiği bir dönemde Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Suriye yolculuğu öncesinde yaptığı açıklama, çözüme hizmet etmeyen, özgür tartışmayı engellemeye yönelik bir açıklama olmuştur. Başbakanın söylemleri herhangi bir yenilik içermediği gibi, sorunu Kürt halkının temsilcileriyle tartışma ve sorunu müzakere etme değil, Kürt halkının iradesini tanımayan, saygı göstermeyen tek yanlı dayatmalarla sorunu çözme tutumunu ifade etmektedir. Asıl muhatabı inkar eden, halkımızın özgür iradesine saygılı olmayan, demokratik siyasi iradesini tanımayan yaklaşımın hiçbir çözüm geliştirmeyeceği, tam tersine çözümsüzlüğü derinleştireceği açıktır. Bu anlayışın yüz yıldan beri Kürt sorununu çözümsüz bırakan bir anlayış olduğu bilinmektedir.
SORUN BİR İNİSİYATİF YARIŞI OLMAYACAK KADAR HASSAS
Tayyip Erdoğan’ın bu açıklamayı yapmasının asıl amacı ise Önder Apo’nun 15 Ağustos’ta açıklayacağı yol haritasının çözümleyici gücünü ve kamuoyunda yaratacağı olumlu etkiyi ve tartışma zeminini sabote etmektir. Önderliğimiz açıklamadan önce inisiyatif alarak öne geçme ve Önderliğimizin geliştireceği inisiyatifi etkisizleştirmek anlamına geldiği gibi sorunu çıkmaza sokmaktan başka bir anlamı da yoktur. Kaldı ki sorun bir inisiyatif yarışı olmayacak kadar hassas bir konudur.
Böyle köklü sorunların çözümünün tartışıldığı bir süreci iyi yönetmek, çözüm için önemli bir avantaj sağlayacaktır. Ancak Tayyip Erdoğan’ın bu açıklaması süreci iyi yönetmeyerek tıkatacağını göstermektedir.
SORUNLAR MUHATAPLARI İLE TARTIŞARAK ÇÖZÜLÜR
Başbakanın açıklamalarından görülmektedir ki, geçmişte olduğu gibi Kürt sorununda kırmızı çizgilerle konuşmaktadır. Anlaşılıyor ki, Kürt halkının taleplerini karşılamak yerine Kürt sorunun çözümü konusunda kamuoyunun yarattığı baskıdan kurtulmak için birçok sorunda yaptığı gibi kendine göre bazı adımlar atmayı düşünmektedir.
Bir halkın en temel hakları olan anadilde eğitim ve kimliği tanıma başta olmak üzere artık evrensel olarak kabul edilen temel ulusal demokratik hakları tanımamakta ısrar etme yaklaşımı görülmektedir. Öte yandan dünyanın her yerinde ister ulusal bir sorun olsun ister bir toplumsal sorun olsun demokrasinin gereği sorunlar muhataplarıyla tartışılarak çözülür.
Açıkça belirtelim ki sorunun muhatabını tanımamakla dünyanın hiçbir yerinde sorunlar çözülmediği gibi, Türkiye’de de Kürt sorunu çözülemez. Bu tutum, çözümsüzlüğün derinleşmesi, çatışma ve kaosun derinleşmesi anlamına gelmektedir.
Eğer Türk devleti sorunu çözmekte samimi ise, toplumsal uzlaşmanın ilk şartı, ön yargılardan kurtulmak, şüphelerle dolu kaygılar değil, karşılıklı güven ortamının oluşturmak şarttır.
Tüm duyarlı çevreleri Başbakanın bu tutumu karşısında tavır almaya, demokratik çözümün önünü açma çabalarını geliştirmeye çağırıyoruz.”
ANF
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 23/7/2009 - Sorunlar muhatapları ile çözülür

KCK Yürütmek Konseyi Başkanlığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt sorununa ilişkin açıklamasının özgür tartışmayı engellemeye yönelik olduğunu belirterek, “Demokrasinin gereği sorunlar muhataplarıyla tartışılarak çözülür” dedi.
Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanlığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çarşamba günü Suriye ziyareti öncesi yaptığı açıklamaları değerlendirdi.
KCK şunları belirtti: “Önder Apo, Kürt sorunun çözümüne dönük yol haritasını açıklayacağını söyledikten sonra kamuoyunda hem meraklı bir bekleyiş, hem de yoğun bir tartışma başlamıştır. Hemen hemen Kürt sorunun çözümüne ilişkin birçok çevre görüş ve önerilerini sunmaktadır. Sorunun çözümü için daha fazla geliştirilmesi gereken bu tartışmaları doğru değerlendirmek ve süreci iyi yönetmek gerektiği çok açıktır” dedi.
Kamuoyunda tartışmaların geliştirildiği bir dönemde Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Suriye yolculuğu öncesinde yaptığı açıklama, çözüme hizmet etmeyen, özgür tartışmayı engellemeye yönelik bir açıklama olmuştur. Başbakanın söylemleri herhangi bir yenilik içermediği gibi, sorunu Kürt halkının temsilcileriyle tartışma ve sorunu müzakere etme değil, Kürt halkının iradesini tanımayan, saygı göstermeyen tek yanlı dayatmalarla sorunu çözme tutumunu ifade etmektedir. Asıl muhatabı inkar eden, halkımızın özgür iradesine saygılı olmayan, demokratik siyasi iradesini tanımayan yaklaşımın hiçbir çözüm geliştirmeyeceği, tam tersine çözümsüzlüğü derinleştireceği açıktır. Bu anlayışın yüz yıldan beri Kürt sorununu çözümsüz bırakan bir anlayış olduğu bilinmektedir.
SORUN BİR İNİSİYATİF YARIŞI OLMAYACAK KADAR HASSAS
Tayyip Erdoğan’ın bu açıklamayı yapmasının asıl amacı ise Önder Apo’nun 15 Ağustos’ta açıklayacağı yol haritasının çözümleyici gücünü ve kamuoyunda yaratacağı olumlu etkiyi ve tartışma zeminini sabote etmektir. Önderliğimiz açıklamadan önce inisiyatif alarak öne geçme ve Önderliğimizin geliştireceği inisiyatifi etkisizleştirmek anlamına geldiği gibi sorunu çıkmaza sokmaktan başka bir anlamı da yoktur. Kaldı ki sorun bir inisiyatif yarışı olmayacak kadar hassas bir konudur.
Böyle köklü sorunların çözümünün tartışıldığı bir süreci iyi yönetmek, çözüm için önemli bir avantaj sağlayacaktır. Ancak Tayyip Erdoğan’ın bu açıklaması süreci iyi yönetmeyerek tıkatacağını göstermektedir.
SORUNLAR MUHATAPLARI İLE TARTIŞARAK ÇÖZÜLÜR
Başbakanın açıklamalarından görülmektedir ki, geçmişte olduğu gibi Kürt sorununda kırmızı çizgilerle konuşmaktadır. Anlaşılıyor ki, Kürt halkının taleplerini karşılamak yerine Kürt sorunun çözümü konusunda kamuoyunun yarattığı baskıdan kurtulmak için birçok sorunda yaptığı gibi kendine göre bazı adımlar atmayı düşünmektedir.
Bir halkın en temel hakları olan anadilde eğitim ve kimliği tanıma başta olmak üzere artık evrensel olarak kabul edilen temel ulusal demokratik hakları tanımamakta ısrar etme yaklaşımı görülmektedir. Öte yandan dünyanın her yerinde ister ulusal bir sorun olsun ister bir toplumsal sorun olsun demokrasinin gereği sorunlar muhataplarıyla tartışılarak çözülür.
Açıkça belirtelim ki sorunun muhatabını tanımamakla dünyanın hiçbir yerinde sorunlar çözülmediği gibi, Türkiye’de de Kürt sorunu çözülemez. Bu tutum, çözümsüzlüğün derinleşmesi, çatışma ve kaosun derinleşmesi anlamına gelmektedir.
Eğer Türk devleti sorunu çözmekte samimi ise, toplumsal uzlaşmanın ilk şartı, ön yargılardan kurtulmak, şüphelerle dolu kaygılar değil, karşılıklı güven ortamının oluşturmak şarttır.
Tüm duyarlı çevreleri Başbakanın bu tutumu karşısında tavır almaya, demokratik çözümün önünü açma çabalarını geliştirmeye çağırıyoruz.”
ANF
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 23/7/2009 - Sorunlar muhatapları ile çözülür

KCK Yürütmek Konseyi Başkanlığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt sorununa ilişkin açıklamasının özgür tartışmayı engellemeye yönelik olduğunu belirterek, “Demokrasinin gereği sorunlar muhataplarıyla tartışılarak çözülür” dedi.
Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanlığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çarşamba günü Suriye ziyareti öncesi yaptığı açıklamaları değerlendirdi.
KCK şunları belirtti: “Önder Apo, Kürt sorunun çözümüne dönük yol haritasını açıklayacağını söyledikten sonra kamuoyunda hem meraklı bir bekleyiş, hem de yoğun bir tartışma başlamıştır. Hemen hemen Kürt sorunun çözümüne ilişkin birçok çevre görüş ve önerilerini sunmaktadır. Sorunun çözümü için daha fazla geliştirilmesi gereken bu tartışmaları doğru değerlendirmek ve süreci iyi yönetmek gerektiği çok açıktır” dedi.
Kamuoyunda tartışmaların geliştirildiği bir dönemde Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Suriye yolculuğu öncesinde yaptığı açıklama, çözüme hizmet etmeyen, özgür tartışmayı engellemeye yönelik bir açıklama olmuştur. Başbakanın söylemleri herhangi bir yenilik içermediği gibi, sorunu Kürt halkının temsilcileriyle tartışma ve sorunu müzakere etme değil, Kürt halkının iradesini tanımayan, saygı göstermeyen tek yanlı dayatmalarla sorunu çözme tutumunu ifade etmektedir. Asıl muhatabı inkar eden, halkımızın özgür iradesine saygılı olmayan, demokratik siyasi iradesini tanımayan yaklaşımın hiçbir çözüm geliştirmeyeceği, tam tersine çözümsüzlüğü derinleştireceği açıktır. Bu anlayışın yüz yıldan beri Kürt sorununu çözümsüz bırakan bir anlayış olduğu bilinmektedir.
SORUN BİR İNİSİYATİF YARIŞI OLMAYACAK KADAR HASSAS
Tayyip Erdoğan’ın bu açıklamayı yapmasının asıl amacı ise Önder Apo’nun 15 Ağustos’ta açıklayacağı yol haritasının çözümleyici gücünü ve kamuoyunda yaratacağı olumlu etkiyi ve tartışma zeminini sabote etmektir. Önderliğimiz açıklamadan önce inisiyatif alarak öne geçme ve Önderliğimizin geliştireceği inisiyatifi etkisizleştirmek anlamına geldiği gibi sorunu çıkmaza sokmaktan başka bir anlamı da yoktur. Kaldı ki sorun bir inisiyatif yarışı olmayacak kadar hassas bir konudur.
Böyle köklü sorunların çözümünün tartışıldığı bir süreci iyi yönetmek, çözüm için önemli bir avantaj sağlayacaktır. Ancak Tayyip Erdoğan’ın bu açıklaması süreci iyi yönetmeyerek tıkatacağını göstermektedir.
SORUNLAR MUHATAPLARI İLE TARTIŞARAK ÇÖZÜLÜR
Başbakanın açıklamalarından görülmektedir ki, geçmişte olduğu gibi Kürt sorununda kırmızı çizgilerle konuşmaktadır. Anlaşılıyor ki, Kürt halkının taleplerini karşılamak yerine Kürt sorunun çözümü konusunda kamuoyunun yarattığı baskıdan kurtulmak için birçok sorunda yaptığı gibi kendine göre bazı adımlar atmayı düşünmektedir.
Bir halkın en temel hakları olan anadilde eğitim ve kimliği tanıma başta olmak üzere artık evrensel olarak kabul edilen temel ulusal demokratik hakları tanımamakta ısrar etme yaklaşımı görülmektedir. Öte yandan dünyanın her yerinde ister ulusal bir sorun olsun ister bir toplumsal sorun olsun demokrasinin gereği sorunlar muhataplarıyla tartışılarak çözülür.
Açıkça belirtelim ki sorunun muhatabını tanımamakla dünyanın hiçbir yerinde sorunlar çözülmediği gibi, Türkiye’de de Kürt sorunu çözülemez. Bu tutum, çözümsüzlüğün derinleşmesi, çatışma ve kaosun derinleşmesi anlamına gelmektedir.
Eğer Türk devleti sorunu çözmekte samimi ise, toplumsal uzlaşmanın ilk şartı, ön yargılardan kurtulmak, şüphelerle dolu kaygılar değil, karşılıklı güven ortamının oluşturmak şarttır.
Tüm duyarlı çevreleri Başbakanın bu tutumu karşısında tavır almaya, demokratik çözümün önünü açma çabalarını geliştirmeye çağırıyoruz.”
ANF
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
• 23/7/2009 - Sorunlar muhatapları ile çözülür

KCK Yürütmek Konseyi Başkanlığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt sorununa ilişkin açıklamasının özgür tartışmayı engellemeye yönelik olduğunu belirterek, “Demokrasinin gereği sorunlar muhataplarıyla tartışılarak çözülür” dedi.
Koma Civaken Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Başkanlığı, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çarşamba günü Suriye ziyareti öncesi yaptığı açıklamaları değerlendirdi.
KCK şunları belirtti: “Önder Apo, Kürt sorunun çözümüne dönük yol haritasını açıklayacağını söyledikten sonra kamuoyunda hem meraklı bir bekleyiş, hem de yoğun bir tartışma başlamıştır. Hemen hemen Kürt sorunun çözümüne ilişkin birçok çevre görüş ve önerilerini sunmaktadır. Sorunun çözümü için daha fazla geliştirilmesi gereken bu tartışmaları doğru değerlendirmek ve süreci iyi yönetmek gerektiği çok açıktır” dedi.
Kamuoyunda tartışmaların geliştirildiği bir dönemde Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Suriye yolculuğu öncesinde yaptığı açıklama, çözüme hizmet etmeyen, özgür tartışmayı engellemeye yönelik bir açıklama olmuştur. Başbakanın söylemleri herhangi bir yenilik içermediği gibi, sorunu Kürt halkının temsilcileriyle tartışma ve sorunu müzakere etme değil, Kürt halkının iradesini tanımayan, saygı göstermeyen tek yanlı dayatmalarla sorunu çözme tutumunu ifade etmektedir. Asıl muhatabı inkar eden, halkımızın özgür iradesine saygılı olmayan, demokratik siyasi iradesini tanımayan yaklaşımın hiçbir çözüm geliştirmeyeceği, tam tersine çözümsüzlüğü derinleştireceği açıktır. Bu anlayışın yüz yıldan beri Kürt sorununu çözümsüz bırakan bir anlayış olduğu bilinmektedir.
SORUN BİR İNİSİYATİF YARIŞI OLMAYACAK KADAR HASSAS
Tayyip Erdoğan’ın bu açıklamayı yapmasının asıl amacı ise Önder Apo’nun 15 Ağustos’ta açıklayacağı yol haritasının çözümleyici gücünü ve kamuoyunda yaratacağı olumlu etkiyi ve tartışma zeminini sabote etmektir. Önderliğimiz açıklamadan önce inisiyatif alarak öne geçme ve Önderliğimizin geliştireceği inisiyatifi etkisizleştirmek anlamına geldiği gibi sorunu çıkmaza sokmaktan başka bir anlamı da yoktur. Kaldı ki sorun bir inisiyatif yarışı olmayacak kadar hassas bir konudur.
Böyle köklü sorunların çözümünün tartışıldığı bir süreci iyi yönetmek, çözüm için önemli bir avantaj sağlayacaktır. Ancak Tayyip Erdoğan’ın bu açıklaması süreci iyi yönetmeyerek tıkatacağını göstermektedir.
SORUNLAR MUHATAPLARI İLE TARTIŞARAK ÇÖZÜLÜR
Başbakanın açıklamalarından görülmektedir ki, geçmişte olduğu gibi Kürt sorununda kırmızı çizgilerle konuşmaktadır. Anlaşılıyor ki, Kürt halkının taleplerini karşılamak yerine Kürt sorunun çözümü konusunda kamuoyunun yarattığı baskıdan kurtulmak için birçok sorunda yaptığı gibi kendine göre bazı adımlar atmayı düşünmektedir.
Bir halkın en temel hakları olan anadilde eğitim ve kimliği tanıma başta olmak üzere artık evrensel olarak kabul edilen temel ulusal demokratik hakları tanımamakta ısrar etme yaklaşımı görülmektedir. Öte yandan dünyanın her yerinde ister ulusal bir sorun olsun ister bir toplumsal sorun olsun demokrasinin gereği sorunlar muhataplarıyla tartışılarak çözülür.
Açıkça belirtelim ki sorunun muhatabını tanımamakla dünyanın hiçbir yerinde sorunlar çözülmediği gibi, Türkiye’de de Kürt sorunu çözülemez. Bu tutum, çözümsüzlüğün derinleşmesi, çatışma ve kaosun derinleşmesi anlamına gelmektedir.
Eğer Türk devleti sorunu çözmekte samimi ise, toplumsal uzlaşmanın ilk şartı, ön yargılardan kurtulmak, şüphelerle dolu kaygılar değil, karşılıklı güven ortamının oluşturmak şarttır.
Tüm duyarlı çevreleri Başbakanın bu tutumu karşısında tavır almaya, demokratik çözümün önünü açma çabalarını geliştirmeye çağırıyoruz.”
ANF
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|